KAHVE TÜCCARI/David Liss
0
Yorum
199

kez okundu..

 

KAHVE TÜCCARI/David Liss 

Literatür Yayınları 2004
 
 
Tam roman okuyasım geldiği zaman hazırda beni beklemesi ne iyi oldu. Bu kitabı, isminde “kahve” geçen kitaplar arasından seçmiştim internetten. İyi yapmışım. Almak için harcadığım her kuruşa, okumak için ayırdığım her dakikaya değdi doğrusu.
 
Hani bazen içinizde sebebini tam bilemediğiniz bir sevinç kıpır kıpır eder ve “neden böyleyim” diye düşünüp, buna neden olan şeyi hatırladığınızda o kıpırtı artık açık bir sevince dönüşür ya. İşte aynen öyle günün roman okunacak anları yaklaştıkça ben de iyi cins bir kahveyi tam da kahve içilecek zamanda yanı başında buluveren birinin konforlu hoşnutluğunun yayıldığını hissettim içime. Konforlu hoşnutluk da neyin nesiymiş ve ne menem bir şeymiş derseniz bunu canı tam da saatinde kahve isteyen birine, daha o istemeden sunulmuş taze kahvenin hoşnutluğundan bahsediyorum dersem anlatabilmiş olurum ancak İşte bu romanın bana bu günlerde yaşattığı duygu bu oldu. Bitince resmen üzüldüm. Tekrar okusam büyü bozulur mu acaba?
 
Beni neden bu kadar sardı bu roman? İsmine bakıp da uzun uzun kahveden bahsettiğini sanmayın. Gerçi her ne kadar başrolde olmasa da kokusunun mührünü vurmuş romana kahve. Başrolde neler var peki? Öncelikle bütün yönleriyle Yahudi kültürü var. Aile yaşamları, ticari hayatları, insan ilişkileri, paraya, güce bakışları, azınlık olmanın ve baskı altında yaşamaya mahkum oluşlarının psikolojisi (roman boyunca, Yahudi olmayanların Yahudilere yaptığı baskı mı daha şiddetli yoksa Yahudilerin birbirlerine yaptıkları baskı mı diye sormadan edemediğiniz bir çift yönlü baskı bu ), kadına bakış açıları ve diğer detaylarla bütün bir Yahudi kültürü, fonda 17. yüzyıl Amsterdam atmosferi olmak üzere resmedilmiş.
 
Ondan hiç de geri kalmayacak bir başka ağırlık noktası da borsa. Doğrusu bu ya ne kadar dikkatle okusam da anladığımı söyleyemeyeceğim borsa oyunları, ticaretin görünen saygın yüzünün arkasında birbirinin gözünü oyan, bağırsağını deşen, ciğerini söken ama bütün bunları bağırıp çağırmadan, sövüp saymadan, seçkin sınıfın kendine has soğukkanlılığı ile ve görünür bir kibarlıkla kılı kıpırdamadan yapan tüccar sınıfı.
 
Sanırım bir tek –üstelik keyifli- bir romanın içinde bu kadar detayın verilmiş olması onu okumayı istemek için yeterlidir. Göreceksiniz buna değecek.
Temmuz 2011 Fatma Bayram
06.07.2011 tarihinde yazıldı..
Fatma BAYRAM

İsminiz
Puanınız
Yorumunuz
Kalan karatkter sayısı : 500
Yorumumu Gönder


Anasayfa | Ziyaretçi Yorumları | Galeri | İletişim         

  

NEVİN MERİÇ® 2011  RESMİ WEB SİTESİ |www.nevinmeric.com
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre (YASAKTIR) suçtur.