DOĞUNUN LİMANLARI- Fatma Bayram
Şubat 2010’nda okudum bu romanı. Hayret ki ve ne iyi ki okur okumaz notumu almışım kitap hakkında. Böylece okunanların biriktiği şu günlerde sizleri (her kimseniz) “yok mu yeni bi yazı” merakında bırakmamak için (biliyorum her gün bakıyorsunuz siteye!) hazırlardan bir yazıyı kullanmam da mümkün oldu.
“Doğunun Limanları”, Maalouf’un, epey önce okuduğum, “Afrikalı Leo”su kadar etkileyici gelmese de, dünyadaki tüm düzenlerin derinden sarsıldığı bir dönemin, insanların gündelik hayatlarını nasıl temelinden değiştirdiğini göstermesi açısından fena değildi.
Bir imparatorluğun (Osmanlı) dağılışını, savaş yıllarını, Yahudi-Arap gerginliklerini konu edinen bu romanda, tozu dumana katılmış bir fonun arkasında, benim en çok dikkatimi çeken asaletin ve yüksek beklentilerin insanı nasıl kırılgan yaptığının resmedilmesiydi.
Bir de, hayatın, küçük sandığımız ayrıntılarında, bazen “hayır” bazen de “evet” diyememenin, bütün bir geleceğimizi nasıl kökünden değiştirdiğini sonradan fark etmenin acısı var bu kitapta. Önce acı; sonra da bu acıyı kabullenmenin getirdiği teslimiyet, kadere rıza… Fatma Bayram 1.4.2011